Verb

verhandeln

müzakere etmek, pazarlık etmek, görüşmek

Die Gewerkschaften verhandeln über höhere Löhne.

Sendikalar daha yüksek ücretler için müzakere ediyor.

Wir müssen mit dem Verkäufer verhandeln.

Satıcıyla pazarlık yapmalıyız.

Der Fall wird vor Gericht verhandelt.

Dava mahkemede görülüyor.

((über+4)) bir şey hakkında müzakere etmek Yeni bir sözleşme hakkında müzakere ediyorlar.

((mit+3)) biriyle müzakere etmek Müşterilerle müzakere ediyor.

((et4)) bir şeyi (davayı) görmek Mahkeme davayı görüyor.

Eş anlamlılar: diskutieren, beraten; Zıt anlamlılar: befehlen, diktieren

`ver-` (bir süreci belirten ön ek) + `handeln` (hareket etmek, ticaret yapmak). Kelimeler ve terimlerle kapsamlı bir 'ticaret' sürecini ima eder.

'verhandeln' (müzakere etmek) sonrası bir anlaşma için 'Hand' (el) sıkıştığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.