Adjektiv

ausgesetzte

terk edilmiş, maruz kalmış, sahipsiz, vadedilmiş (ödül)

Die ausgesetzte Katze fand ein neues Zuhause.

Terk edilmiş kedi yeni bir yuva buldu.

Die der Sonne ausgesetzte Haut wurde rot.

Güneşe maruz kalan cilt kızardı.

Die ausgesetzte Belohnung war sehr hoch.

Teklif edilen ödül çok yüksekti.

((sıfat olarak)) ((bir isimden önce)) (niteleme sıfatı olarak) Terk edilmiş kedi miyavladı. (Die ausgesetzte Katze miaute.)

Eş anlamlılar: terk edilmiş, maruz kalmış; Zıt anlamlılar: korunmuş, korunaklı

'aus-' (dışarı) ve 'setzen' (koymak) kelimelerinden oluşur. Kelimenin tam anlamıyla 'dışarı koymak' demektir, bu da terk etmek veya maruz bırakmak anlamına gelir.

Artık istemediğiniz bir hayvanı evin 'dışına (aus) koyduğunuzu (setzen)' hayal edin. O zaman 'terk edilmiş' olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.