Verb

durchschauen

içyüzünü anlamak, farkına varmak, çözmek

Ich habe seinen Plan durchschaut.

Onun planının içyüzünü anladım.

Sie durchschaut die Lügen sofort.

Yalanları hemen anlıyor.

((j-n/et4)) birinin/bir şeyin içyüzünü anlamak Yalanı hemen anladı. (Er hat die Lüge sofort durchschaut.)

Eş anlamlılar: anlamak, kavramak; Zıt anlamlılar: yanlış anlamak

'durch-' (tamamen) öneki + 'schauen' (bakmak). Bir şeyin içini *tamamen görmek*, yani onu anlamak.

Bu, mecazi olarak kullanılan (birinin içyüzünü anlamak) ayrılamayan versiyonudur. Ayrılabilen 'durch|schauen' (anahtar deliğinden bakmak) ile karıştırmayın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.