Verb

leisten

başarmak, yapmak, gücü yetmek

Er leistet einen Beitrag zum Projekt.

Projeye bir katkıda bulunuyor.

Ihr leistet Widerstand gegen die Pläne.

Planlara karşı direniyorsunuz.

Sie leistet sich eine teure Tasche.

Kendine pahalı bir çanta alıyor.

sich3 et4 leisten bir şeye gücü yetmek Bunu karşılayamam.

et4 leisten bir şeyi başarmak/yapmak Büyük işler başardı.

Eş anlamlılar: schaffen (başarmak), vollbringen (yerine getirmek), sich gönnen (kendine bir şey ısmarlamak)

Eski Yüksek Almanca 'leistan' (takip etmek, yapmak) kelimesinden gelir. İngilizce 'last' (sürmek) kelimesiyle ilişkilidir.

Bir 'Leistung' (başarı) elde etmek için bir şeyler 'leisten' (yapmak) zorundasınız. Bir şeyi almaya gücünüz yetiyorsa, kendinize onu 'leisten' edebilirsiniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.