Verb

aus|setzen

ara vermek, pas geçmek, maruz bırakmak, terk etmek

Ich muss diese Runde aussetzen.

Bu turu pas geçmem gerekiyor.

Sie haben den Hund im Wald ausgesetzt.

Köpeği ormanda terk ettiler.

Er hat sich der Kritik ausgesetzt.

Kendini eleştiriye maruz bıraktı.

Für den Täter wurde eine Belohnung ausgesetzt.

Fail için bir ödül konuldu.

((mit+3)) bir şeye ara vermek İşe ara vermek zorunda kaldık. Wir mussten mit der Arbeit aussetzen.

((j-n/et4)) birini/bir şeyi terk etmek Birisi ormanda bir köpek terk etmiş. Jemand hat einen Hund im Wald ausgesetzt.

((sich3)) ((et3)) kendini bir şeye maruz bırakmak Kendini büyük bir tehlikeye maruz bıraktı. Er setzte sich großer Gefahr aus.

Eş anlamlılar: unterbrechen (ara vermek), terk etmek (verlassen); Zıt anlamlılar: fortsetzen (devam etmek), weitermachen (sürdürmek)

`aus-` (dışarı) ve `setzen` (koymak) kelimelerinden oluşur. Kelimenin tam anlamı 'dışarı koymak'tır.

Bir şeyi 'dışarı koyduğunuzu' düşünün: oyunun 'dışına' (pas geçmek), evin 'dışına' (terk etmek) veya tehlikenin 'dışına' (maruz bırakmak).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.