Verb

halten

tutmak, durmak, saklamak, düşünmek

Kannst du kurz meine Tasche halten?

Çantamı bir saniye tutabilir misin?

Der Bus hält an der Haltestelle.

Otobüs durakta duruyor.

Er hält sein Versprechen nicht.

O sözünü tutmuyor.

Was hältst du von dieser Idee?

Bu fikir hakkında ne düşünüyorsun?

((et4)) (bir şeyi) tutmak Er hält ein Glas in der Hand.

durmak (araç) Der Zug hält in Berlin.

((et4)) (sözünü) tutmak Sie hält ihr Wort.

((et4)) ((von j-m/et3)) (biri/bir şey hakkında) düşünmek Was hältst du von dem Film?

Eş anlamlı: durmak, tutmak; Zıt anlamlı: bırakmak

İngilizce 'hold' ile kökteş.

Hem fiziksel olarak 'tutmak' hem de bir yerde 'durmak' (Halt) anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.