Adjektiv

betrübt

üzgün, kederli, mahzun

Er sah sehr betrübt aus.

Çok üzgün görünüyordu.

Sie war betrübt über die schlechte Nachricht.

Kötü haberden dolayı kederliydi.

((sein)) + betrübt üzgün olmak O çok üzgün.

betrübt ((über+4 / bir şeye)) bir şeye üzülmek O, kayıptan dolayı üzgün.

Eşanlamlılar: traurig (üzgün), niedergeschlagen (morali bozuk); Zıtanlamlılar: fröhlich (neşeli), glücklich (mutlu)

'betrüben' (üzmek) fiilinden gelir ve 'trüb' (bulanık, kasvetli) ile ilgilidir. 'be-' öneki genellikle fiilleri geçişli yapar.

Üzgün bir ruh halini yansıtan bulanık, 'trüb' bir su hayal edin. 'be-' öneki bu duyguyu yoğunlaştırır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.