Nomen

die Bevorzugung

tercih, kayırma, iltimas, ayrıcalık

Die Bevorzugung bestimmter Schüler ist unfair.

Belirli öğrencilerin kayırılması adil değil.

Er erhielt eine klare Bevorzugung bei der Beförderung.

Terfide bariz bir şekilde kayırıldı.

((j-s/et2)) kayırılması Oğlunun kayırılması barizdi. Die Bevorzugung seines Sohnes war offensichtlich.

((von+3)) öncelik verilmesi Büyük projelere öncelik verilmesi eleştiriliyor. Die Bevorzugung von Großprojekten wird kritisiert.

Eş anlamlılar: die Präferenz, die Begünstigung; Zıt anlamlılar: die Benachteiligung, die Diskriminierung

'bevorzugen' (tercih etmek) fiilinden gelir. 'be-' (ön ek), 'vor' (önce) ve 'Zug' (çekme) kelimelerinden oluşur. Kelimenin tam anlamıyla 'öne çekme' demektir.

Birini diğerlerinin 'önüne' (vor) 'çekerek' (Zug) ona ayrıcalık tanıdığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.