verb

shatter

paramparça olmak, kırmak, yıkmak (umutları)

The glass shattered on the floor.

Bardak yere düşüp paramparça oldu.

He shattered the window with a stone.

Camı bir taşla paramparça etti.

The news shattered her hopes of winning.

Haber, kazanma umutlarını yıktı.

((bir şey)) paramparça olmak Bardak yere düşüp paramparça oldu.

((bir şeyi)) paramparça etmek Camı bir taşla paramparça etti.

((bir şeyi)) yıkmak (umutları) Haber, kazanma umutlarını yıktı.

Eş anlamlılar: smash (parçalamak), break (kırmak), crack (çatlatmak); Zıt anlamlılar: mend (onarmak), repair (tamir etmek)

Orta İngilizce'deki 'dağıtmak' anlamına gelen 'scateren' kelimesinden gelir. Bir şey kırıldığında parçaların nasıl dağıldığını düşünün.

Camın bin parçaya ayrılırken çıkardığı 'şatır!' sesini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.