verb

strike

vurmak, grev yapmak, çarpmak, aklına gelmek

He struck the ball with the bat.

Sopayla topa vurdu.

The workers decided to strike for better pay.

İşçiler daha iyi ücret için grev yapmaya karar verdi.

An idea suddenly struck me.

Aniden aklıma bir fikir geldi.

Lightning struck the tall tree.

Yıldırım uzun ağaca çarptı.

((sth.)) ((with sth.)) (bir şeye) (bir şeyle) vurmak He struck the ball with the bat.

((for sth.)) (bir şey) için grev yapmak The workers decided to strike for better pay.

((sb.)) (birinin) aklına gelmek An idea suddenly struck me.

Synonyms: vurmak, dövmek, saldırmak; Antonyms: ıskalamak, savunmak

Eski İngilizce'de 'gitmek, hareket etmek, sürtmek, dokunmak' anlamına gelen 'strican' kelimesinden gelir. Temel fikir hareket ve temastır.

Bir ağaca *çarpan* (striking) bir şimşek veya *grevdeki* (on strike) işçileri hayal edin. Bu, 'vurmak' ve 'protesto etmek' anlamlarını birleştirmeye yardımcı olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.