verb

bears

taşımak, dayanmak, doğurmak, taşımak (özellik)

The pillar bears the weight of the roof.

Sütun, çatının ağırlığını taşıyor.

I can't bear to see him suffer.

Onun acı çektiğini görmeye dayanamıyorum.

The document bears your signature.

Belgede sizin imzanız var.

Please bear with me for a moment.

Lütfen bir an için bana katlanın.

((bir şeyi)) taşımak/kaldırmak ((sth.)) Köprü trafiğin ağırlığını taşıyor.

((eylem adı)) -meye dayanmak ((to-inf)) İzlemeye dayanamıyorum.

bear with ((biri)) ((birine)) katlanmak/sabretmek Lütfen bana katlanın.

Eş anlamlılar: carry (taşımak), support (desteklemek), endure (dayanmak), tolerate (tahammül etmek), produce (üretmek)

Eski İngilizce'de 'taşımak, getirmek' anlamına gelen 'beran' kelimesinden türemiştir. Birçok Hint-Avrupa dilinde 'taşımak' anlamına gelen kelimelerle ilişkilidir.

Güçlü olan ve ağır bir yükü 'taşıyabilen' (to bear) veya sert bir kışı 'atlatabilen' (to bear) bir ayıyı (bear) düşünün. Bu, fiili güçlü bir imajla birleştirir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.