adjective

fastidious

titiz, zor beğenen, mükemmeliyetçi

He is fastidious about his appearance.

Görünüşü konusunda çok titizdir.

She is a fastidious cleaner.

O titiz bir temizlikçidir.

fastidious about ((bir şey)) (bir şey) hakkında titiz olmak He is fastidious about his appearance.

a fastidious ((isim)) titiz bir (kimse) She is a fastidious cleaner.

Eş anlamlılar: meticulous (titiz), scrupulous (özenli), particular (zor beğenen); Zıt anlamlılar: careless (dikkatsiz), sloppy (baştan savma)

Latince 'nefret, tiksinti' anlamına gelen 'fastidium' kelimesinden gelir. Başlangıçta mükemmel olmayan her şeyden tiksinme hissini ifade ediyordu.

Detayları o kadar 'hızlı' (fast) fark eden birini hayal edin ki bu durum başkaları için 'sıkıcı' (tedious) hale geliyor.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.