verb

figure

anlamak, hesaplamak, düşünmek, yer almak

I can't figure out this problem.

Bu sorunu çözemiyorum.

He figured the cost would be about $50.

Maliyetin yaklaşık 50 dolar olacağını hesapladı.

We didn't figure on so many guests.

Bu kadar çok misafir beklemiyorduk.

She figures prominently in the new plan.

Yeni planda önemli bir yer tutuyor.

((sth.)) out (bir şeyi) anlamak, çözmek I can't figure out the answer.

((that)) ... ...diye düşünmek, sonuca varmak I figure that we should leave now.

((on sth.)) (bir şeyi) beklemek, hesaba katmak We didn't figure on this delay.

Eş anlamlılar: calculate, understand, determine, guess

Latince 'figura' (şekil, form) kelimesinden gelir. Anlamı 'şekil vermek'ten 'zihinsel olarak temsil etmek' veya 'hesaplamak'a evrilmiştir.

Bir şeyi 'figure out' etmek, bütün resmi anlamak için bir bulmacanın 'figürlerini' (parçalarını/şekillerini) bir araya getirmek gibidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.