Nomen

die Berufung

temyiz, itiraz, atanma, meslek

Er legte Berufung gegen das Urteil ein.

Karara karşı temyize başvurdu.

Seine Berufung zum Professor war eine Ehre.

Profesör olarak atanması bir onurdu.

Er fand seine wahre Berufung als Arzt.

Doktor olarak gerçek mesleğini buldu.

temyize başvurmak ((bir şeye karşı)) temyize başvurmak (bir şeye karşı) Avukat, karara karşı temyize başvuracak.

başvurma/atıfta bulunma ((bir şeye)) başvurma/atıfta bulunma (bir şeye) İnsan haklarına atıfta bulunması ikna ediciydi.

Anfechtung (itiraz), Ernennung (atanma), Bestimmung (kader)

'Çağırmak' anlamına gelen 'rufen' fiilinden gelir. 'Berufen', bir göreve 'çağırmak' demektir. 'Berufung' ismi bu nedenle 'çağrı' anlamına gelir.

'be-rufen' (çağrılmak) olarak düşünün. Yasal 'temyiz' üst mahkemeye bir çağrıdır. Bir 'atanma' bir pozisyona çağrılmaktır. Bir 'meslek' hayatınızın çağrısıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.