Verb

brechen

kırmak, kırılmak, kusmak, ihlal etmek

Er bricht das Brot.

Ekmeği kırıyor.

Sie hat sich das Bein gebrochen.

Bacağını kırdı.

Er hat sein Versprechen gebrochen.

Sözünü tutmadı.

Die Wellen brechen am Ufer.

Dalgalar kıyıda kırılıyor.

((et4)) bir şeyi kırmak Bir sopayı kırıyor.

sich ((et3)) ((et4)) (vücudunun bir parçasını) kırmak Kolumu kırdım.

((ein Versprechen/Gesetz et4)) (söz/yasa) çiğnemek Yasayı çiğnedi.

Eş anlamlılar: zerbrechen, kaputtmachen; Zıt anlamlılar: heilen, reparieren

Eski Yüksek Almanca 'brehhan' kelimesinden gelir ve İngilizce 'break' ile ilişkilidir. Temel anlamı zorla ayırmadır.

Bir kuralı 'çiğnemek', bir kemiği 'kırmak' veya ekmeği 'bölmek' gibi düşünün. Ana fikir zorla ayırmadır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.