Verb

greifen

tutmak, yakalamak, kavramak

Er greift nach dem Buch.

Kitaba uzanıyor.

Die Polizei konnte den Dieb greifen.

Polis hırsızı yakalayabildi.

Diese Regel greift in diesem Fall nicht.

Bu kural bu durumda geçerli değil.

((nach+3)) bir şeye uzanmak Çocuk oyuncağa uzanıyor. (Das Kind greift nach dem Spielzeug.)

((j-n/et4)) birini/bir şeyi yakalamak Topu yakalıyor. (Er greift den Ball.)

((zu+3)) bir şeye başvurmak Bir hileye başvurmak zorunda kaldı. (Er musste zu einer List greifen.)

Eş anlamlılar: fassen, packen, nehmen; Zıt anlamlılar: loslassen, freigeben

Proto-Cermence *grīpaną'dan gelir, İngilizce 'grip' (kavrama) kelimesiyle ilgilidir.

Bir şeyi 'greifen' (yakalamak) için 'kavramanızı' (grip) kullandığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.