Verb

heben

kaldırmak, yükseltmek, iyileştirmek, iptal etmek

Er kann die schwere Kiste heben.

Ağır kutuyu kaldırabilir.

Bitte heben Sie die Hand.

Lütfen elinizi kaldırın.

Das gute Essen hob seine Stimmung.

İyi yemek moralini düzeltti.

Der Nebel hat sich gehoben.

Sis kalktı.

((et4)) bir şeyi kaldırmak (etwas hochheben) Bavulu kaldırıyor. Er hebt den Koffer.

((sich4)) kalkmak, dağılmak (sich erheben) Sis kalkıyor. Der Nebel hebt sich.

((et4)) ((aus+3)) bir şeyi bir yerden kaldırmak (etwas aus etwas nehmen) Çocuğu yataktan kaldırdı. Sie hob das Kind aus dem Bett.

Eş anlamlılar: anheben, hochheben, steigern; Zıt anlamlılar: senken, fallen lassen

İngilizce 'to heave' (zorla kaldırmak) kelimesiyle aynı kökten gelir. Her ikisi de Proto-Cermen dilinde 'kaldırmak' anlamına gelen bir kökten türemiştir.

Ağır bir şeyi yukarı 'hıh' diyerek kaldırdığınızı hayal edin. 'Heben' kelimesinin sesi buna benzer.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.