Verb

beleben

canlandırmak, hayat vermek, hareketlendirmek

Kaffee belebt den Geist.

Kahve zihni canlandırır.

Die neue Bar belebt die Nachbarschaft.

Yeni bar mahalleyi canlandırıyor.

Der Arzt konnte den Patienten beleben.

Doktor hastayı hayata döndürebildi.

((et4)) beleben bir şeyi canlandırmak Bir tartışma, bir toplantıyı canlandırabilir.

sich beleben canlanmak Şehir akşamları canlanır.

Eş anlamlılar: erfrischen (tazelemek), anregen (teşvik etmek); Zıt anlamlılar: ermüden (yormak), einschläfern (uyutmak)

'be-' (bir şeyi yapmak) ön eki ve 'leben' (yaşamak) fiilinden oluşur. Kelimenin tam anlamı 'yaşatmak'tır.

'be' + 'leben' (yaşamak) ikilisini 'hayat vermek' olarak düşünün. Sıkıcı bir şeye hayat verdiğinizi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.