erdrückend
Çeviri
ezici, bunaltıcı, baskıcı
Örnekler
Die Beweislast war erdrückend.
Delillerin ağırlığı eziciydi.
Die Hitze im Sommer ist erdrückend.
Yazın sıcaklığı bunaltıcıdır.
Er fühlte eine erdrückende Verantwortung.
Ezici bir sorumluluk hissetti.
Dilbilgisi Kalıpları
((Sıfat)) + ((İsim)) ezici bir ... Ezici sıcaklık bizi yordu. Die erdrückende Hitze machte uns müde.
((İsim)) + olmak + ((Sıfat)) ... ezicidir Sessizlik eziciydi. Die Stille war erdrückend.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: überwältigend, bedrückend, drückend; Zıt anlamlılar: befreiend, erleichternd
Etimoloji
'erdrücken' (ezmek, boğmak) fiilinden gelir; 'er-' (tamamlanma bildiren bir önek) + 'drücken' (basmak).
Hafıza İpuçları
Bir şeyin sizi 'er-' (tamamen) ezene kadar 'drücken' (bastırdığını) hayal edin. Bu, bunalmışlık hissi yaratır.