Verb

hemmen

engellemek, köstek olmak, durdurmak

Angst hemmt seine Kreativität.

Korku onun yaratıcılığını engelliyor.

Hohe Kosten hemmen das Projekt.

Yüksek maliyetler projeyi engelliyor.

Er fühlte sich in seiner Rede gehemmt.

Konuşmasında kendini engellenmiş hissetti.

((et4)) hemmen bir şeyi engellemek Stres bağışıklık sistemini engeller. Stress hemmt das Immunsystem.

((j-n)) ((in+3)) hemmen birini bir şeyde engellemek Korku onun gelişimini engelliyor. Die Angst hemmt ihn in seiner Entwicklung.

Eş anlamlılar: behindern, blockieren, aufhalten; Zıt anlamlılar: fördern, unterstützen, anregen

Eski Yüksek Almanca 'hemmen' (durdurmak, engellemek) kelimesinden gelir. İngilizce 'to hem in' (çevresini sarmak) deyimiyle ilgilidir.

Bir giysinin hareketinizi 'hemmen' (engelleyen) sıkı bir 'kenarını' (İngilizce: hem) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.