Verb

vollziehen

icra etmek, yerine getirmek, yürütmek

Die Polizei vollzog den Haftbefehl.

Polis, tutuklama emrini icra etti.

Ein Wandel hat sich in der Gesellschaft vollzogen.

Toplumda bir değişiklik meydana geldi.

Die Trauung wurde vom Bürgermeister vollzogen.

Nikah töreni belediye başkanı tarafından gerçekleştirildi.

((et4)) (bir şeyi) icra etmek, yerine getirmek Hâkim, kararı icra etti.

((sich)) meydana gelmek, olmak Teknolojide köklü bir değişim meydana geliyor.

Eş anlamlılar: ausführen, durchführen, umsetzen.

'voll' (tam) ve 'ziehen' (çekmek) kelimelerinden oluşur. Bir şeyi 'tam olarak tamamlanana kadar çekmek' fikrini taşır.

Bir görevi veya emri 'tam' ('voll') tamamlanana kadar 'çektiğinizi' ('ziehen') hayal edin. Bu, 'icra etmek' resmi anlamını taşır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.