Adjektiv

knapp

kıt, dar, ancak, kısa

Die Zeit wird knapp.

Zaman daralıyor.

Das war ein sehr knapper Sieg.

Bu çok ucu ucuna bir zaferdi.

Wir haben den Zug knapp verpasst.

Treni kıl payı kaçırdık.

Bitte fass dich knapp.

Lütfen kısa kes.

((etwas)) ist knapp (bir şey) kıt/az Das Geld ist knapp.

knapp ((vor/nach ...)) (...-den) hemen önce/sonra Er kam knapp vor 8 Uhr an.

((et4)) knapp verpassen (bir şeyi) kıl payı kaçırmak Wir haben den Bus knapp verpasst.

sich knapp fassen kısa kesmek Bitte fassen Sie sich knapp.

Eş anlamlı: az, dar; Zıt anlamlı: bol

Orta Yüksek Almanca 'knappe' (sıkı, dar). İngilizce 'nip' ile ilişkili.

Bir şeyin 'kıt' (knapp) olduğunu, yani yetmediğini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.