Adjektiv

zusammengebrochen

çökmüş, yıkılmış, bozulmuş

Die alte Brücke ist zusammengebrochen.

Eski köprü çöktü.

Er war nach der Nachricht völlig zusammengebrochen.

Haberden sonra tamamen çöktü.

Der Verkehr ist zusammengebrochen.

Trafik felç oldu.

((özne)) çöktü Köprü çöktü.

çökmüş bir ((isim)) Yıkılmış evi gördü.

çökmüş, yıkılmış, bozuk

'zusammen' (birlikte) ve 'gebrochen' ('brechen' fiilinin geçmiş zaman ortacı, kırık) kelimelerinden oluşur. Kelimenin tam anlamıyla 'birlikte kırılmış', yani içe doğru çökmüş.

Bir şeyin 'kırıldığını' (brechen) ve bir yığın halinde 'bir araya' (zusammen) geldiğini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.