Verb

an|halten

durmak, devam etmek, durdurmak

Der Bus muss an der Haltestelle anhalten.

Otobüs durakta durmak zorunda.

Das gute Wetter wird anhalten.

İyi hava devam edecek.

Die Polizei hat das Auto angehalten.

Polis arabayı durdurdu.

Er hat um ihre Hand angehalten.

Onunla evlenmek için elini istedi.

((geçişsiz)) durmak Der Zug hält an.

((geçişsiz)) devam etmek Der Regen hält an.

((j-n)) birini durdurmak Die Polizei hielt den Fahrer an.

((j-n)) ((zu et3)) birini bir şeye teşvik etmek Er hielt seine Kinder zu mehr Fleiß an.

Eş anlamlılar: stoppen (durmak), dauern (sürmek); Zıt anlamlılar: weiterfahren (yola devam etmek), aufhören (sona ermek)

'an' (yanında, -de) öneki ve 'halten' (tutmak, durmak) fiilinden gelir. Bir noktada 'durma' imajı verir.

Bir otobüsün 'Haltestelle'de (durakta) 'anhalten' (durması) gerektiğini düşünerek ilişkilendirin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.