verb

smoulder

için için yanmak, dumanı tütmek, gizli bir öfke beslemek

The campfire continued to smoulder for hours.

Kamp ateşi saatlerce için için yanmaya devam etti.

His resentment continued to smoulder.

Onun gücenikliği için için yanmaya devam etti.

((özne)) ((fiil)) Özne için için yanar. Közler şöminede için için yanıyordu. The embers smouldered in the fireplace.

((duygu)) ((fiil)) ((birinin içinde)) Bir duygu birinin içinde kaynar. Öfke içinde kaynıyordu. Anger smouldered inside him.

Eş anlamlılar: yavaş yanmak, parlamak, kaynamak, köpürmek; Zıt anlamlılar: alevlenmek, söndürmek

Orta Hollanda kökenli olup, 'smoke' (duman) ve 'heat' (ısı) ile ilgilidir. Alevsiz, dumanla yavaşça yanmayı tanımlar.

'smoke' (duman) ve 'older' (daha eski) düşünün - sadece duman çıkaran ve yavaş yanan eski bir ateş. Gizli, yoğun bir duyguyu da tanımlayabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.