verb

bail

kefaletle serbest bırakmak, ekmek, suyunu boşaltmak

His parents bailed him out of jail.

Ailesi onu kefaletle hapisten çıkardı.

He bailed on our plans at the last minute.

Son dakikada planlarımızı ekti.

We had to bail water out of the sinking boat.

Batan tekneden suyu boşaltmak zorunda kaldık.

((sb.)) out ((of sth.)) (birini) (bir yerden) kefaletle çıkarmak His family bailed him out of jail.

((on sb./sth.)) (birini/bir şeyi) ekmek/yüzüstü bırakmak She bailed on our date.

((sth.)) out ((of sth.)) (bir yerden) (suyu) boşaltmak We need to bail the water out of the boat.

Eş anlamlılar: (serbest bırakmak) release; (terk etmek) abandon; (boşaltmak) scoop

İki kökeni vardır: Eski Fransızca 'bail' (velayet) ve Orta Fransızca 'baille' (kova).

Birini hapisten veya batan bir tekneden, yani bir dertten 'kova' (bail) kullanarak 'çıkardığınızı' (out) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.