verb

crucify

çarmıha germek, ağır eleştirmek, işkence etmek

They decided to crucify the prisoner.

Mahkumu çarmıha germeye karar verdiler.

The press will crucify him for that mistake.

Basın bu hata yüzünden onu ağır eleştirecek.

((sb.)) (birini) çarmıha germek They decided to crucify the prisoner.

((sb.)) ((for sth.)) (birini) (bir şey) için ağır eleştirmek The press will crucify him for that mistake.

Eş anlamlılar: (mecazi) condemn, attack, lambaste; Zıt anlamlılar: (mecazi) praise, laud

Latince 'cruci fixus' (haça sabitlenmiş) kelimesinden gelir, 'crux' (haç) + 'figere' (sabitlemek).

Haç ('cruci-') imgesini düşünün. Mecazi anlamı, birini 'yere seren' sözlü bir saldırı gibidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.