noun

cue

işaret, ipucu, ıstaka

The actor missed his cue to enter the stage.

Aktör sahneye girme işaretini kaçırdı.

Her yawn was my cue to leave the party.

Onun esnemesi partiden ayrılmam için bir işaretti.

He chalked the tip of his cue before the shot.

Vuruştan önce ıstakasının ucuna tebeşir sürdü.

((biri için)) ((eylem)) bir işaret birinin bir şey yapması için bir sinyal Onun esnemesi benim ayrılmam için bir işaretti. Her yawn was a cue for me to leave.

((bir şey için)) bir ipucu bir şey hakkında bir ima Kara bulutlar fırtına için bir ipucuydu. The dark clouds were a cue for a storm.

Eş anlamlılar: signal (sinyal), prompt (hatırlatma), hint (ipucu), sign (işaret)

'İşaret' anlamı, aktörlerin senaryolarında Latince 'quando' (ne zaman) için kullanılan 'Q' harfinden gelir. 'Istaka' anlamı ise Fransızca 'queue' (kuyruk) kelimesinden gelir.

Bir 'queue' (kuyruk) içinde gitme işaretini bekleyen 'Q' harfini düşünün. Veya oyuncunun hareketini bekleyen bir bilardo ıstakası.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.