verb

fix

tamir etmek, sabitlemek, hazırlamak, kararlaştırmak

Can you fix my broken watch?

Bozuk saatimi tamir edebilir misin?

She fixed the poster to the wall.

Posteri duvara sabitledi.

I'll fix dinner tonight.

Bu akşam yemeği ben hazırlayacağım.

Let's fix a date for the meeting.

Toplantı için bir tarih belirleyelim.

((sth.)) (bir şeyi) tamir etmek Can you fix my bike?

((sth.)) ((to sth.)) (bir şeyi) (bir şeye) sabitlemek He fixed the shelf to the wall.

((sth.)) (yemek gibi bir şeyi) hazırlamak I'll fix us some lunch.

((sth.)) (bir şeyi) kararlaştırmak We need to fix a time to meet.

Eş anlamlılar: repair (tamir etmek), mend (onarmak), prepare (hazırlamak), arrange (ayarlamak); Zıt anlamlılar: break (kırmak), damage (hasar vermek)

Latince 'figere' (sabitlemek) fiilinin geçmiş zaman ortacı olan 'fixus' (sabitlenmiş) kelimesinden gelir.

Bir resmi duvara çiviyle 'sabitlediğinizi' hayal edin. Bir şeyi sabit hale getirme temel fikri, bir şeyleri tamir etmeye veya planları düzenlemeye kadar uzanır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.