Verb

ein|gehen

gelmek (posta), kurumak (bitki), çekmek (kumaş), değinmek (konuya)

Die Zahlung ist gestern eingegangen.

Ödeme dün geldi.

Die Pflanze ist ohne Wasser eingegangen.

Bitki susuzluktan kurudu.

Er geht auf meine Frage nicht ein.

Sorumla ilgilenmiyor.

Der Pullover ist beim Waschen eingegangen.

Kazak yıkamada çekti.

eingehen (gelmek) gelmek, ulaşmak (posta, ödeme) Bir mektup geldi.

auf+4 eingehen (bir soruya, konuya) değinmek, ele almak Öğretmen öğrencinin sorusuna değiniyor.

eingehen (ölmek) ölmek, kurumak (bitkiler, hayvanlar) Maalesef çiçeklerim kurudu.

ein Risiko eingehen risk almak Bir girişimci olarak risk almak zorundasınız.

Eş anlamlılar: ankommen, sterben, schrumpfen, akzeptieren

'ein-' (içeri) + 'gehen' (gitmek) kelimelerinden gelir. Çeşitli anlamları, bir duruma veya yere 'girme' temel fikrinden türemiştir.

Bir şeyin yeni bir duruma 'girdiğini' hayal edin: posta kutuya 'girer' (gelir), bir bitki toprağa 'girer' (kurur), bir konu tartışmaya 'girer' (değinilir).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.