Verb

ein|räumen

yerleştirmek, kabul etmek, itiraf etmek, tanımak (hak)

Kannst du bitte das Geschirr einräumen?

Bulaşıkları yerine koyabilir misin lütfen?

Er musste seinen Fehler einräumen.

Hatasını kabul etmek zorunda kaldı.

Die Firma räumt den Mitarbeitern einen Rabatt ein.

Şirket çalışanlarına indirim hakkı tanıyor.

((bir şeyi)) yerleştirmek Kıyafetlerini dolaba yerleştiriyor.

((bir şeyi)) kabul etmek Hata yaptığını kabul etti.

((birine)) ((bir şeyi)) tanımak Patron bana daha fazla sorumluluk tanıyor.

Eş anlamlılar: zugeben, gestehen (kabul etmek); wegräumen (kaldırmak)

'ein-' (içine) ve 'räumen' (yer açmak) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'içine yer açmak', yani bir şeyleri yerine koymak. Mecazi olarak, bir gerçeğe zihinde 'yer açmak' ise onu 'kabul etmek' anlamına gelir.

Bir şeyi dolabın 'içine (ein-)' koymak için 'yer açtığınızı (räumen)' düşünün. Bu 'yerleştirmek' demektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.