Verb

erregen

heyecanlandırmak, uyandırmak, neden olmak

Sein Verhalten erregte Verdacht.

Davranışı şüphe uyandırdı.

Die Nachricht erregte großes Aufsehen.

Haber büyük bir sansasyon yarattı.

Laute Musik kann die Nachbarn erregen.

Yüksek sesli müzik komşuları heyecanlandırabilir.

((bir şeyi)) bir şeye neden olmak Konuşması öfke erregte.

((birini)) birini heyecanlandırmak Yüksek ses köpeği erregte.

hervorrufen (sebep olmak), auslösen (tetiklemek), provozieren (provoke etmek)

'er-' ön eki (ortaya çıkarmak) + 'regen' (hareket ettirmek, kımıldatmak). Kelimenin tam anlamıyla, genellikle duygular için kullanılan 'harekete geçirmek' anlamına gelir.

'regen' kelimesini 'hareket' olarak düşünün. 'erregen', duyguların bir hareketini, bir kımıldanmasını sağlamak demektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.