Verb

erwecken

uyandırmak, canlandırmak, izlenim bırakmak

Der Lärm erweckte ihn.

Gürültü onu uyandırdı.

Seine Rede erweckte große Hoffnungen.

Konuşması büyük umutlar uyandırdı.

Er erweckte den Eindruck, müde zu sein.

Yorgun olduğu izlenimini bıraktı.

((j-n/et4)) erwecken (birini/bir şeyi) uyandırmak Gürültü onu uyandırdı.

((et4)) ((bei j-m)) erwecken (birinde) (bir şeyi) uyandırmak Konuşması içimizde büyük umutlar uyandırdı.

den Eindruck erwecken izlenimi bırakmak Yorgun olduğu izlenimini bıraktı.

Eş anlamlılar: hervorrufen, auslösen, wecken

'er-' öneki (bir eylemin başlangıcını veya tamamlanmasını belirtir) + 'wecken' (uyandırmak).

'wecken' kelimesinin daha resmi veya mecazi bir versiyonu olarak düşünün. Bir kişiyi 'wecken' yaparsınız, ancak duyguları, izlenimleri veya ilgiyi 'erwecken' yaparsınız.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.