Verb

verklemmen

sıkışmak, tutukluk yapmak, çekingen olmak

Die Schublade hat sich verklemmt.

Çekmece sıkıştı.

Verklemm dich nicht so!

Bu kadar çekingen olma!

sichAkk sıkışmak Die Tür hat sich verklemmt.

sichAkk (mecazi) çekingen olmak Er verklemmt sich in Gesellschaft.

Eş anlamlılar: stecken bleiben (takılıp kalmak), blockieren (bloke etmek)

'ver-' (yanlış gitme, sıkışma ön eki) + 'klemmen' (sıkıştırmak). Bir şeyin yanlış bir şekilde sıkışıp kalması.

Yanlış giden ('ver-') ve şimdi tamamen sıkışmış bir kelepçe ('Klemme') hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.