Nomen

die Befangenheit

taraflılık, önyargı, çekingenlik, utangaçlık

Der Richter wurde wegen Befangenheit abgelehnt.

Hakim, taraflılık nedeniyle reddedildi.

Sie überwand ihre Befangenheit und sprach frei.

Çekingenliğini yendi ve özgürce konuştu.

wegen ((et2)) bir şey yüzünden Hakim, taraflılık nedeniyle reddedildi.

Eş anlamlılar: Voreingenommenheit, Parteilichkeit, Schüchternheit; Zıt anlamlılar: Unbefangenheit, Objektivität

'fangen' (yakalamak) fiilinden türemiştir. Belirli bir görüş veya duyguya 'yakalanmış' olma durumunu tanımlar. '-heit' eki bir durumu belirten isimler oluşturur.

Kendi görüşlerinize veya utangaçlığınıza 'yakalanmış' (gefangen) olduğunuzu, nesnel veya rahat olamadığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.