ein|holen
Çeviri
yetişmek, yakalamak, almak (izin vb.), elde etmek
Örnekler
Er hat den Läufer fast eingeholt.
Koşucuyu neredeyse yakaladı.
Wir müssen erst eine Genehmigung einholen.
Önce bir izin almamız gerekiyor.
Die Vergangenheit hat ihn eingeholt.
Geçmişi onu yakaladı.
Dilbilgisi Kalıpları
((j-n/et4)) einholen birine/bir şeye yetişmek Polis hırsıza yetişiyor.
((et4)) einholen (tavsiye, izin vb.) almak Bilgi almak gerekir.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: aufholen, erreichen, bekommen; Zıt anlamlılar: zurückfallen, verlieren
Etimoloji
`ein-` (içeri) öneki + `holen` (getirmek) kelimesinden. Fikir, birine yetişerek veya bilgi toplayarak 'içeri getirmek'tir.
Hafıza İpuçları
Bir yarışta önünüzdeki bir koşucuyu 'yakaladığınızı' hayal edin. Veya izin ya da tavsiye 'aldığınızı' düşünün.