Verb

fest|halten

sıkı tutmak, kaydetmek, alıkoymak, yakalamak

Er hat meine Hand festgehalten.

Elimi sıkıca tuttu.

Die Idee wurde im Protokoll festgehalten.

Fikir tutanağa kaydedildi.

Die Polizei hat den Dieb festgehalten.

Polis hırsızı alıkoydu.

((j-n/et4)) festhalten birini/bir şeyi sıkı tutmak Er hat meine Hand festgehalten.

((et4)) festhalten bir şeyi kaydetmek Die Idee wurde im Protokoll festgehalten.

((an+3)) festhalten bir şeye bağlı kalmak Er hält an seinem Plan fest.

Eş anlamlılar: kavramak (umklammern), not etmek (notieren), tutuklamak (arretieren); Zıt anlamlılar: bırakmak (loslassen)

'fest' (sıkıca) ve 'halten' (tutmak) kelimelerinin birleşimi. Kelimenin tam anlamı 'sıkıca tutmak'tır.

Bir şeyi 'sıkıca (fest)' 'tuttuğunuzu (halten)' hayal edin. Bu, hem fiziksel olarak tutmak hem de bir fikre bağlı kalmak için geçerlidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.