Adjektiv

vorgelesen

yüksek sesle okunmuş, okunmuş

Der vorgelesene Text war sehr interessant.

Yüksek sesle okunan metin çok ilginçti.

Sie hat den Kindern eine Geschichte vorgelesen.

Çocuklara bir hikaye okudu.

vorgelesen + İsim (sıfat olarak kullanımı) okunan... Der vorgelesene Text war lang.

haben + j-m + et4 + vorgelesen (Perfekt zamanda) birine bir şeyi okumuş olmak Sie hat dem Kind ein Buch vorgelesen.

Eş anlamlılar: laut gelesen, rezitiert; Zıt anlamlılar: sessizce okunmuş, bahsedilmemiş

`vor-` (önünde) ve `gelesen` (`lesen` fiilinin geçmiş zaman ortacı, okunmuş) kelimelerinden oluşur. Kelimenin tam anlamı 'birinin önünde okunmuş' demektir.

Bir dinleyici kitlesinin 'önünde' (`vor-`) bir kitabın 'okunduğunu' (`gelesen`) hayal edin. Bu eylem 'vorlesen'dir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.