Verb

auf|halten

durdurmak, geciktirmek, açık tutmak, bulunmak

Der Regen hat uns aufgehalten.

Yağmur bizi geciktirdi.

Kannst du mir die Tür aufhalten?

Kapıyı benim için açık tutabilir misin?

Wo hältst du dich gerade auf?

Şu anda neredesin?

((j-n/et4)) birini/bir şeyi durdurmak/geciktirmek Der Regen hat uns aufgehalten.

((et4)) bir şeyi açık tutmak Kannst du mir die Tür aufhalten?

((sich)) ((an/in+3)) bir yerde bulunmak/kalmak Wo hältst du dich gerade auf?

Eş anlamlılar: stoppen (durdurmak), verzögern (geciktirmek), (sich) befinden (bulunmak); Zıt anlamlılar: beschleunigen (hızlandırmak)

'auf-' (yukarı, açık) ve 'halten' (tutmak) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'yukarıda tutmak' (geciktirmek) veya 'açık tutmak' (kapı) demektir. Dönüşlü hali 'sich aufhalten' ise 'bulunmak' veya 'kalmak' anlamına gelir.

Birini durdurmak için elinizi 'yukarı kaldırdığınızı' veya bir kapıyı 'açık tuttuğunuzu' düşünün. Dönüşlü hali için, kendinizi nerede 'tuttuğunuzu', yani nerede kaldığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.