Verb

auf|heben

yerden almak, saklamak, kaldırmak, iptal etmek

Kannst du den Stift aufheben?

Kalemi yerden alabilir misin?

Wir sollten die alten Briefe aufheben.

Eski mektupları saklamalıyız.

Das Gesetz wurde aufgehoben.

Yasa yürürlükten kaldırıldı.

Ich fühle mich hier gut aufgehoben.

Kendimi burada emin ellerde hissediyorum.

((et4)) bir şeyi yerden almak Çöpü yerden kaldırdı. Er hob den Müll vom Boden auf.

((et4)) bir şeyi saklamak Bütün eski fotoğrafları saklıyorum. Ich hebe alle alten Fotos auf.

((et4)) bir şeyi iptal etmek Hükümet yasağı kaldırdı. Die Regierung hat das Verbot aufgehoben.

Eşanlamlılar: hochheben (yukarı kaldırmak), sammeln (toplamak), annullieren (iptal etmek); Zıtanlamlılar: hinlegen (yere koymak), wegwerfen (atmak)

'auf' (yukarı) öneki + 'heben' (kaldırmak). Kelimenin tam anlamıyla 'yukarı kaldırmak'.

Yerden bir şeyi 'yukarı kaldırmayı' (aufheben) düşünün. Bunu bir kuralı 'kaldırmaya' (iptal etmek) veya daha sonrası için bir şeyi 'kaldırıp' saklamaya (muhafaza etmek) genişletin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.