Verb

ein|heizen

ısıtmak, ateşi yakmak, coşturmak

Ich muss dem Zimmer erst einheizen.

Önce odayı ısıtmam gerekiyor.

Der Redner heizte der Menge richtig ein.

Konuşmacı kalabalığı iyice coşturdu.

((birini)) coşturmak Şarkıcı seyirciyi coşturdu.

((bir yeri)) ısıtmak Oturma odasını ısıtıyorum.

Eş anlamlılar: anheizen, aufheizen; (mecazi) anstacheln (kışkırtmak); Zıt anlamlılar: abkühlen (soğutmak), beruhigen (sakinleştirmek)

'içeri' anlamına gelen 'ein-' ve 'ısıtmak' anlamına gelen 'heizen' kelimelerinden oluşur. Kelimenin tam anlamı 'içeriye ısı vermek'tir.

Bir odaya ısı 'vermek' (gerçek anlam) veya bir kalabalığa heyecan 'vermek' (mecazi anlam) olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.