Verb

ein|springen

yerine geçmek, vekâlet etmek, yardıma koşmak

Kannst du morgen für mich einspringen?

Yarın benim yerime geçebilir misin?

Ein Kollege ist krank, also muss ich einspringen.

Bir meslektaşım hasta, bu yüzden onun yerine benim geçmem gerekiyor.

((für+4)) (birinin) yerine geçmek Benim yerime geçebilir misin? (Kannst du für mich einspringen?)

((bei+3)) (bir şeyde) devreye girmek Toplantıda onun devreye girmesi gerekti. (Er musste bei der Besprechung einspringen.)

vertreten (temsil etmek), aushelfen (yardım etmek)

'ein-' (içine) ve 'springen' (zıplamak) kelimelerinden oluşur. Kelimenin tam anlamıyla 'içine atlamak' demektir, bu da mecazi olarak bir görevi devralmak anlamına gelir.

Birinin yerine geçmek için göreve 'atladığınızı' hayal edin. Bu, kelimenin anlamını hatırlamanıza yardımcı olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.