Verb

reizen

tahriş etmek, kışkırtmak, cezbetmek, çekmek

Der Rauch reizt meine Augen.

Duman gözlerimi tahriş ediyor.

Sein Verhalten reizt mich.

Onun davranışı beni sinir ediyor.

Das Angebot reizt mich sehr.

Teklif beni çok cezbediyor.

((j-n/et4)) birini/bir şeyi tahriş etmek Der Rauch reizt die Augen.

((j-n)) birini cezbetmek Das Abenteuer reizt ihn.

((j-n)) ((zu+3)) birini bir şeye kışkırtmak Er reizte ihn zum Widerspruch.

Eş anlamlılar: provozieren, irritieren, anziehen, verlocken; Zıt anlamlılar: beruhigen, besänftigen

Orta Yüksek Almanca'daki 'reizen' (kışkırtmak, avın üzerine salmak) kelimesinden gelir, bir uyaran sağlama temel fikriyle ilgilidir.

'Reiz' kelimesini bir uyaran olarak düşünün. Bu, olumlu bir uyaran (cazibe) veya olumsuz bir uyaran (tahriş) olabilir. 'reizen' fiili her ikisini de kapsar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.