Verb

glühen

parlamak, kızarmak, akkor haline gelmek

Das Eisen glüht im Feuer.

Demir ateşte parlıyor.

Ihre Wangen glühten vor Aufregung.

Yanakları heyecandan kızarmıştı.

Die Kohlen glühen noch in der Asche.

Közler küllerin içinde hala parlıyor.

((bir şey)) parlamak (bir şey) parlar Demir sıcakta parlıyor.

parlamak ((ile+bir duygu)) (bir duygu) ile parlamak Yanakları gururla parlıyordu.

Eş anlamlılar: leuchten (parlamak), brennen (yanmak), schimmern (ışıldamak)

Eski Yüksek Almanca 'gluojen' kelimesinden gelir ve İngilizce 'glow' kelimesiyle ilişkilidir. Sesin kendisi düşük, sıcak bir ışığı çağrıştırır.

Işık üretmek için 'glüht' (parlayan) bir 'Glühbirne' (ampul) düşünün. Veya yanaklarınızı kızartan 'Glühwein' (sıcak şarap).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.