Redewendung

schwer zu tun haben

zorlanmak, güçlük çekmek

Er hat schwer zu tun, die Kiste zu heben.

Kutuyu kaldırmakta zorlanıyor.

Sie hat mit der neuen Software schwer zu tun.

Yeni yazılımla başı dertte.

((mit et3)) ile zorlanmak Bu görevle zorlanıyor. Sie hat mit der Aufgabe schwer zu tun.

çabalamak, mücadele etmek

Kelimenin tam anlamıyla 'yapması ağır', 'schwer' (ağır, zor) + 'zu' (mastar eki) + 'tun' (yapmak) kelimelerinden oluşur.

Fiziksel olarak 'ağır' (schwer) bir şeyi 'yapmak' (tun) zorunda olduğunuzu hayal edin. Bu imge, 'zorlanmak' anlamıyla doğrudan bağlantılıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.