vereinbaren
Çeviri
kararlaştırmak, anlaşmak, uzlaştırmak
Örnekler
Wir müssen einen Termin vereinbaren.
Bir randevu ayarlamamız gerekiyor.
Die Parteien haben einen Kompromiss vereinbart.
Taraflar bir uzlaşma üzerinde anlaştılar.
Es ist schwer, Arbeit und Familie zu vereinbaren.
İş ve aileyi uzlaştırmak zor.
Dilbilgisi Kalıpları
((et4)) ((mit+3)) biriyle bir şey kararlaştırmak Doktorla bir randevu ayarladım.
((et4)) ((mit+3)) bir şeyi bir şeyle bağdaştırmak İşini ailesiyle bağdaştıramıyor.
Benzer Kelimeler
Etimoloji
'ver-' (ön ek) + 'ein' (bir) + '-bar' (mümkün) + '-en' (fiil eki). Kelimenin tam anlamı 'bir yapmak' veya 'uyumlu hale getirmek'tir.
Hafıza İpuçları
Üyelerin 'ein' (bir) grup olmak için kurallar üzerinde 'vereinbaren' (anlaşmak) zorunda olduğu bir 'Verein' (kulüp) düşünün.