Nomen

die Veranlassung

sebep, neden, vesile, gerekçe

Es gab keine Veranlassung zur Sorge.

Endişe için bir sebep yoktu.

Was war die Veranlassung für deinen Anruf?

Aramanın sebebi neydi?

Er traf alle nötigen Veranlassungen.

Gerekli tüm düzenlemeleri yaptı.

Veranlassung zu et3 geben/haben bir şey için sebep vermek/olmak Panik için bir sebep yok.

auf Veranlassung von j-m birinin teşvikiyle/isteği üzerine Patronunun isteği üzerine hareket etti.

der Grund (sebep), die Ursache (neden), der Anlass (vesile), die Maßnahme (önlem)

'veranlassen' (sebep olmak) fiilinden '-ung' ekiyle türetilmiş bir isimdir.

Bunu bir şeye 'sebep olma eylemi' veya 'sebep olan şey' olarak düşünün. Bu, 'sebep', 'neden' ve 'düzenleme' anlamlarına yol açar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.