Verb

bergen

kurtarmak, saklamak, barındırmak

Die Feuerwehr konnte die Verletzten bergen.

İtfaiye yaralıları kurtarabildi.

Das Wrack wurde aus dem Meer geborgen.

Enkaz denizden çıkarıldı.

Das alte Schloss birgt viele Geheimnisse.

Eski şato birçok sır barındırıyor.

((j-n / et4)) ((aus+3)) ...4'ü ...3'ten kurtarmak Kurtarma ekipleri hayatta kalanları enkazdan kurtarıyor.

((et4)) ...4'ü barındırmak/içermek Durum büyük bir tehlike barındırıyor.

Eşanlamlılar: retten (kurtarmak), sichern (güvenceye almak), verbergen (saklamak); Zıtanlamlılar: preisgeben (ifşa etmek), offenbaren (açığa vurmak)

Eski Yüksek Almanca 'bergan' (korumak, saklamak) kelimesinden gelir. İngilizce 'bury' (gömmek) ve 'borough' (kasaba) kelimeleriyle ilişkilidir.

Bir şeyleri saklayan veya sığınak sağlayan bir dağ ('Berg') hayal edin. Veya bir şeyi güvenli bir 'limana' getirdiğinizi düşünün. Güvenlik hissi, 'Geborgenheit', bu kökten gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.