Verb

tragen

taşımak, giymek, katlanmak, desteklemek

Er trägt einen schweren Koffer.

Ağır bir bavul taşıyor.

Sie trägt ein rotes Kleid.

Kırmızı bir elbise giyiyor.

Die Säule trägt das Dach.

Sütun çatıyı taşıyor.

Er trägt die Verantwortung.

Sorumluluğu o taşıyor.

((et4)) ((tragen)) bir şeyi taşımak/giymek Er trägt einen Hut.

((j-m)) ((et4)) ((tragen)) birine bir şeyi taşımak Kannst du mir die Tasche tragen?

Eş anlamlılar: (taşımak) schleppen, transportieren; (giymek) anhaben; Zıt anlamlılar: ablegen (çıkarmak), ausziehen (soyunmak)

Eski Yüksek Almanca 'tragan' kelimesinden gelir. Ağır bir yükü çekme veya taşıma anlamında İngilizce 'to drag' (sürüklemek) kelimesiyle ilgilidir.

Ağır bir çantayı 'sürüklediğinizi' ('drag') düşünün - onu 'tragen' (taşımak) zorundasınız. Ayrıca kıyafetler de vücutta 'taşınır'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.