Verb

schleppen

sürüklemek, taşımak, çekmek

Er musste den schweren Koffer schleppen.

Ağır valizi sürüklemek zorunda kaldı.

Das Auto wurde abgeschleppt.

Araba çekildi.

Die Verhandlungen schleppen sich hin.

Müzakereler uzayıp gidiyor.

((et4)) bir şeyi sürüklemek Alışveriş poşetlerini eve sürükledi. Sie schleppte die Einkaufstüten nach Hause.

((sich)) kendini sürüklemek (dönüşlü) Yataktan kendini zorla kaldırdı. Er schleppte sich aus dem Bett.

((sich)) uzamak (dönüşlü, mecazi) Toplantı sonsuza dek uzadı. Das Meeting schleppte sich endlos hin.

Eş anlamlılar: ziehen (çekmek), tragen (taşımak); Zıt anlamlılar: schieben (itmek)

Orta Yüksek Almanca 'slepen' kelimesinden gelir, Hollandaca 'slepen' ve İngilizce 'slip' (kaymak) ile ilgilidir, bir şeyi yerde kaydırarak çekme fikrini akla getirir.

Ağır bir şeyi 'şlap' diye yere bırakıp sonra onu 'schleppen' (sürüklemek) zorunda kaldığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.